ŞİİRLER... / İhsan OZANOĞLU

2006-02-10 · Kategori: Destan

ŞİİRLER

İhsan OZANOĞLU

 

ATAMA DUA

 

Korkunç bir salgın, kanlı bir akın

Her taraf yangın her köşe Ata!

Narası halkın, feryadı hakkın

Olmuştu yakın ta arşa Ata!

 

Bitab ü tüvan düştük perişan

Gönüller viran yok elde derman

Böyle bir zaman Samsun'dan heman

Doğup verdin can her başa Ata!

 

İhsansın Haktan, yükseldin şarktan

Yarattın halktan varlığı yoktan

Kurtardın bizi sen yok olmaktan

Dilerim Haktan bin yaşa Ata!

 

İhsan OZANOĞLU

 

 

SAKARYA

 

Tarihin içinde tarih yaratan

Türkün bükülmeyen kolu Sakarya

Kararan sırtlara alevli bir tan

Kutsal güneşlerin yolu Sakarya

 

Kırılırken batıl çürük yay gibi

Yıktık engelleri coşkun çay gibi

Vaktinde yükselen tam bir ay gibi

Işıttı sağ ile solu Sakarya.

 

İhsan, ininceye kadar gök yere

Borçluyuz halaskar ulu öndere

Kabarıp kabarıp devirden devre

Ak bu şerefinle ulu Sakarya.

 

İhsan OZANOĞLU 

 

 

İNÖNÜ

 

Çalap hıncı gibi ölmez bir gücün

Ateşler döktüğü meydan İnönü

Hakkın karşısında demirin tuncun

Eriyip çöktüğü meydan İnönü.

 

Ta arşa değerken dal kılınçlarla

Kelepçe vurulmaz çelik bir kola!.

Şanlı bayrağını Türk, damla damla

Göklere çektiği meydan İnönü.

 

Âşık İhsan elbette ebediyen

Hakkımız öğünmek yerden göğeden

Türk gücünün başı göklere değen

Bir anıt diktiği meydan İnönü.

 

İhsan OZANOĞLU

 

 

DUMLUPINAR

 

Yadlardan kurtarmak için vatanı

Yıldırımlar saçtık Dumlupınar'da.

Yalın kılınçlarla olgun düşmanı

Çavdar gibi biçtik Dumlupınar'da.

 

Mertçe yapılan bu meydan savaşı

Boyadı alkana toprağı taşı

Hasmın kelek gibi ezildi başı

Tarihe şan geçtik Dumlupınar'da.

 

İhsan yendiğimiz tek değilse de

Cihanı kıldık biz hükme amade

Savaş sonu bir zaferden ziyade

Yeni bir devraçtık Dumlupınar'da.

 

İhsan OZANOĞLU 

 

 

23 AĞUSTOS

 

Arslanlar yatağı Kastamonu'nun

Kutsal bir günüdür 23 ağustos

İlm-ü fen ocağı Kastamonu'nun

Kutsal bir günüdür 23 Ağustos.

 

Ulu Atatürk'e yaşarken Müştak

Bu gün oldu işte bir yakın ırak

Cennet kadar güzel ilimin mutlak

Kutsal bir günüdür 23 Ağustos.

 

İhsan bu bayram ki Ata verimi

Tekkelerin seddi, kisve devrimi

Kastamonu'nun Ata'ya erimi

Kutsal bir günüdür 23 Ağustos.

 

İhsan OZANOĞLU 

 

 

MONTRÖ ZAFERİ

 

Montrö şehrinde aldık meydanı

Gücümüz politika piyazdan geçti

Yıllarca sürülen boğaz harmanı

Akibet savruldu poyrazdan geçti.

 

Tevfik Rüştü Aras, Menemencoğlu

Oldular Türkteki gücün sembolü

Kapattık yollara korkunç bir yolu

Zira Türk o eski avazdan geçti.

 

İhsan Türkün yoktur artık tasası

Mertçe yaşamaktır Türkün Yasası

Lozan Konferansı, Garp siyasası

Boğaz boğaz derken boğazdan geçti.

 

İhsan OZANOĞLU 

 

 

19 MAYIS

 

Karalar bürünen engin bir ufkun

Nurlanan anıdır 19 Mayıs.

Batıla eğilmek bilmeyen hakkın

Korkunç isyanıdır 19 Mayıs.

 

Sığmaz bir seneye hudutsuz bir hınç

Genel harp ki ölümden de müheyyiç

Türk bu, eroğlu er eğilir mi hiç?

İşte, bürhanıdır 19 Mayıs.

 

Yüzyıllarca özgen yaşayan kudret

Eder mi acuna bir lahza minnet?

Arslan için ya ölüm ya hürriyet

Varlık harmanıdır 19 Mayıs.

 

Bir sayıklamadır o mütareke

Diriye ne gülünç yazmak tereke?

İyan etti bunu büyük mareke

Zulmün hazanıdır 19 Mayıs.

 

 

Bir deniz,  kaptansız kalmış bir gemi

Hakkın bir med ve bir cezir hemdemi.

Azıya alınca küheylan gemi

Gör ne meydanıdır 19 Mayıs.

 

Ah! işte Atatürk direksiyonda

Bu demde gün gibi doğdu Samsun'da

Ses kesildi corç gürzon ve vilson'da

Yurdun emanıdır 19 Mayıs.

 

Kocayan tarihten bin kere koca

Bir varlık bir anda düşer mi hiçe?

Bir mum tırnak nasıl geçer ki tunca

Nuh’un tufanıdır 19 Mayıs.

 

Saray karşımızda bir kil taş gibi

El ele düşmanla ayakdaş gibi.

Samsun'dan Ata’nın bir güneş gibi

Zulme fermanıdır 19 Mayıs.

 

19 Mayıstır kurtuluş günü

Bu gündür Türklüğün gerçek düğünü

Ata'nın Samsun'dan çıkarken ünü

Dirim nişanıdır 19 Mayıs.

 

Aşık İhsan söyle gönülden candan

Sürdük düşmanları cennet vatandan

Maksadım şükrandır bu dasitandan

Türklüğün şanıdır 19 Mayıs.

 

İhsan OZANOĞLU (Destan) Zaferden Zafere-

Açıksöz Matbaası-  Kastamonu- 1938-

 

 

23 NİSAN

 

Sonsuz engin bir deniz, demir atmış bir gemi

Hakkın daima bir med ve bir cezir hemdemi

Dalgalar yükseliyor seren direklerine;

Yolcuların ürperme düşmüş yüreklerine.

Ne sahil var ne kaptan... Sonucu işin, berbat;

Her yolcunun elinden gelen seda bir feryat.

Yer gök böyle titrerken tunç yüzlü bir kahraman

Dümen başına geçti yolcular arasından.

O kaptan Atatürk'tü,  O kahraman Atatürk;

Türk’e verdi taze bir can ve inan Atatürk.

Pek kısa bir zamanda gözlere çarptı kara

En zayıf yolcu bile ayak bastı kenara.

Bu kurtuluş dokuz yüz yirmi nisan yirmi üç

Yüz gösterdi acunun Türk’te ummadığı güç.

Bu gücün,  23 Nisan,  toplandığı bir gündür

23 nisan hakkın şahlandığı bir gündür.

Bir sabahtır 23 nisan büyük devrime

Bir kaynaktır 23 nisan genel verime.

Bu kutsal gün göründü yurtta canlı bir dirim.

Bu gün başladı Atatürk'ün yaptığı devrim.

Bu gün göğsünü gerdi Türk, hadsiz düşmanlara

Bu gün bir nur kaynağı kesildi hep Ankara.

Gerilip gerilip de bu gün fırlayan gücün

Karşısında diz çöktü kara toprağa acun.

Türk bu gün kurtulunca bahtın ters gidişinden

Rüzgarlar gibi koştu Atasının peşinden.

Yön dem aldı durmadan atıldı ileriye

Yurttan kovuldu türkü bırakanlar geriye.

Sosyal kültürel sonuç genel bir kalkınmayla

Az zamanda boy ölçtük bütün bir Avrupayla.

Bu gün yüceldi Türkün bir kere daha ünü

İhtiyaçtır bizimçin kutlulamak bu günü

Bu gün gösterdi bize en kutsal yolu Ata

Yaşasın ulusuyla yaşasın ulu Ata.

 

İhsan OZANOĞLU (Zaferden Zafere)

 

 

30 AĞUSTOS

 

Korkunç ıssız bir gece yer kara gökler kara

Ufuklar benzemekte tunç yüzlü bir hisara

Dinmeyen bir sarsıntı uğultulu bir rüzgar

Bir lav akını gibi dökülen yıldırımlar

Her yanda halka halka zincirleşen bir yangın

Her bastığı toprağı yakan yıkan bir akın

Bir akın ki sonunda muhakkak bir ölüm var

Kurtuluş ümitleri,  sönük,  bir hülya kadar.

Fakat bir gün oldu ki baş gösterdi doğudan

Bir güneş kadar nurlu inançlı bir kahraman

O güneşin nuruyla zulüm yere kapandı

Gönüllerde sönmez bir inan meş'ali yandı.

Ulus da şaha kalktı güç bir küheylan gibi

Döküldü cephelere sonsuz bir tufan gibi.

Atanın buyruğuyla her Türk bir ateş oldu

Ateş değil kükreyen volkanlara eş oldu.

Doğu, güney, Sakarya ve birinci İnönü

Gösterdi varlığını acuna Türk budunu.

Fakat bitmiş değildi henüz ülkülerimiz

Kızıl bir tan isterdi yalın süngülerimiz

Bir sabahtı, ufukta sökerken o gerçek tan

Ateş! Emrini verdi orduya başkomutan.

Bir kızıl alev gibi titrerken Türk Bayrağı

Her cephe kesilmişti bir yıldırım kaynağı

O sabah gün doğmadı karardı gök dumandan

Bataryalar farksızdı kudurmuş bir volkandan

O sabah yer sallandı kıyamet kopar gibi

Türk ordu yürürken çelik bir duvar gibi.

O sabah dize geldi haksızlığın günahı

Ah! O sabah, o sabah, o kurtuluş sabahı.

Kulaklar durdu seri tabyaların sesinden

Gece bastı düşmanı şarapnel gölgesinden

Yedi yılda yıkılmaz dedikleri siperler

Yedi saat geçmeden oldu yerle beraber

Hedef Akdeniz asker diyen sesin inanı

Mermi gibi fırlattı pusudan her aslanı

Granitler çatladı hamurlaştı çelikler

Issız kaldı düşmanın beklediği her siper.

Akarken piyadeler bentler yıkan sel gibi

Kanatlandı atlılar keskin esen yel gibi

O gün batının kolu bir yay gibi büküldü

Bükülmeyenler ege sularına döküldü

Ogün hak dile geldi batılın ensesinde

Dinmez bir hınç bir onur kabarırken sesinde

O gün sular duruldu gözlere çarptı kara

O tan ışıkları sardı karanlıklara

O gün değişti tarih, değişti başlar o gün

O gün eğildi türkün gücü önünde acun.

26 ağustosta başlayan bu güçlü hız

Yadellerden çıkardı anayurdu tertemiz

Bu öyle bir zafer ki yok tarihlerde eşi

Bu zaferle sönmedi sönmez hakkın güneşi

Bu zafer kanlı zafer, bu zafer şanlı zafer

Bu zafer ki Ağustos 30 unvanlı zafer.

Bu zafer volkanları yıkıp söndüren zafer

Bu zafer düşündükçe başlar döndüren zafer

Bu zafer kalelerle saraylar yıkan zafer

Bu zafer ta ezelden ebede akan zafer

Bu kutsal gün kazandı koca Türk bu zaferi

Bu gün astı ta arşa kılıcını Türk eri

Bu gün acunun Türk'e boyun eğdiği gündür

Bu gün başlarımızın göğe değdiği gündür

Ey tarihi şerefle şanla dolu yüce Türk!

Ve sen ey bin beladan arta kalan koca Türk!

Yüz yıllarca çarpıştın gelmedi sırtın yere

Bütün dünya birleşip sınadılar kaç kere

Tarih şahit ki ey Türk aslan oğlu aslansın

Bu zaferinle artık inanmayan insansın

Eğilmeyen başınla bin yaşa binler yaşa

Gücün her an işlesin çeliğe tunca taşa

Sana selam ve sevgi ey güçlü Türk ordusu

Sana içten saygılar ey ulu Türk ordusu.

Göklerde kartal, yerde aslan, suda kaptansın

Her yönden kudretlisin, erkinsin, kahramansın.

Ey bu zafer yolunda kanını döken erler

Ey namusu uğrunda canın veren asker

Ey hür yaşamak için şehir düşen Türk oğlu

Sen şehit oldun fakat kurtuldu Anadolu

Ölmedin, sönmedin sen yaşayacak özvarın

Senin saygınla çarpan gönlümüzdür mezarın

Ey yıllarca ayrılıp öz baba ocağından

Yerinden yuvasından dükkanından bağından

Erkekçe dövüşerek yolda süngü süngüye

Gazililikle eren bu zafere bu ülküye

Bizimçin önünden geçmek hakkı yok bu gün

Huzurunda eğilmek ödevdir bizim içün

Bin yaşa onurunla binler yaşa sanınla

Kahraman ulusunla yüce komutanınla

Ey yokluklar içinde varlık çıkaran önder

Azminle inanınla yarattığın bu zafer

Tarihin görmediği bu şeref ve şan senin

Gönül senin, can senin, damarlarda kan senin

Yüreğimiz sevginle saygınla dolu Ata

Başımızda bin yaşa, bin yaşa ulu Ata.

 

İhsan OZANOĞLU  (Zaferden Zafere)

 

 

29 TEŞRİN

 

Türküm, yüce Türküm ben acun bilir ünümü;

Yüzyıllardır onurla geçirdim her günümü.

Temeliyim acunun tarihe sığmaz yaşım.

Her ulusun üstünde yanan güneştir başım.

Vurulmadı,  vurulmaz bileklerim zincire;

En güçlüler birleşip denediler kaç kere.

Her ulus dize geldi önümde birer birere

Doğudan gün doğmazdı ben yaşamasam eğer.

Bir zamanlar sarmıştı düşmanlar her yanımı

Unutmuş değillerdi gerçi benim şanımı

Fakat bir ateş oldum.,  kükredim birdenbire

Baş kaldıran yılanlar sokuldu deliklere

Dünya tir tir titredi kuduran ateşimden

Bir güneş tutuldu göğe değen başımdan

Dağlar gibi yükseldi köpüren dalgalarım

Söktü granitleri dinmez fırtınalarım

İşte böyle yine ben bildirdim Türklüğümü

İçimden bir kez olsun geçirmeden ölümü

Bu bir kalkınmadır ki başı nisan yirmi üç

Bu gün oldu Türklüğe mahkum acunda her güç.

Bu bir erkinliktir ki göz kamaştırır nuru

Bu erkinlikle sığmaz lisana Türk onuru

Bu nur Atanın nuru, bu onur Atanındır

Her şey Onun, her şey bizi kurtaranındır.

Hele bu kutsal yirmi dokuz teşrin ilk günü

Ata ökeliğinin bu tanrısal ürünü

Hiçbir çağda tarihin görmediği bir gündür

Ve hiçbir sosyetenin ermediği bir gündür

Bu gün Türk ulusunun erkinleştiği gündür.

Bu gün büyük devrimin enginleştiği gündür.

Bu gün kurdu Atatürk kutsal cumhuriyeti

Bu günle belgelendi Türkün ebediyeti

Cumhuriyet ki Türkün ezeli amacıdır

Cumhuriyet ki Türkün güneşten bir tacıdır.

Cumhuriyet tanıdır bitmeyen gecelerin

Cumhuriyet özü ve yücesi yücelerin

Cumhuriyet ebedi bir nur taşıyacaktır.

Daimi bu kudret bu hızla yaşayacaktır.

Bu gün Türkün en büyük en ulusal bir günü

Bu gün yoktur sevinç ve kıvancımızın sonu

Dile sığdırmak güçtür bu günün anlamını

Saygıyla anmak borçtur Atatürk'ün namını

Yaşasın cumhuriyet, yaşasın Türk, Türk sanı

Yaşasın ulu öke, cumhuriyet başkanı.

 

İhsan OZANOĞLU

                                                                              Yeni Edebiyat

"KASTAMONU DESTANI"ndan.../ İhsan OZANOĞLU

2006-02-10 · Kategori: Destan

KASTAMONU DESTANI

İhsan OZANOĞLU

 

Öyle bir cevher ki dünyaya bedel

Biçilmez pahası Kastamonu’nun.

Yapılsa tükenmez o kadar güzel,

Haşredek senası Kastamonu’nun.

 

Türk yurdunun gerçi her yeri şirin;

Ayrı cazibesi vardır her yerin,

Velakin tesiri füsunu derin

Aşıklar sinası Kastamonu’nun.

 

Güneş hayran bakar geçerken burdan;

Mehtap bir dilberdir saçları nurdan

Yıldızlar baygındır vecd-ü sürurdan

Başkadır seması Kastamonu’nun.

 

Her yabancı meftun,her gönül beste

Şiirler söylenmiş hem deste deste

Canverir cansıza tek bir nefeste

İksirdir havası Kastamonu’nun.

 

Gelen gönül verir, yaşdöker giden,

Bu yerdir dilsizi şen bülbül eden

Kudretin elidir ruhları yeden

Seheri,sabası Kastamonu’nun.

 

Maveraların bu yerdir kapısı

Özlü bir şiirdir toprak yapısı

Rüzgarlarında var cennet kokusu

Zariftir edası Kastamonu’nun.

 

Her köşesinde var billur bir kaynak

Sayısızdır çeşme,dere ve ırmak

Vasf olunmaz asla sürmeli mutlak

Subaşı sefası Kastamonu’nun.

 

Misli Dağı, Uzunyazı, Fatıra,

Paşasuyu nasıl gelmez hatıra ?

Beypınarından geç Halkacılara

Şendir Göl ovası Kastamonu’nun.

 

Sulucaöz, Hacı İbrahim Dağı

Açıkmaslak, Hacı Kadının Bağı

Çuhadaroğlu’nda gör solu sağı

Ilgaz müntehası Kastamonu’nun.

 

Bir yanda muhteşem ve sonsuz orman

Bir yanda tarla, bağ, bahçe ve bostan

Burası ağaçtan yeşil bir umman

Hoştur temaşası Kastamonu’nun.

 

Sürüler yayılır yamaçlarında

Top top çiçek açar yamaçlarında

Türlü kuşlar öter ağaçlarında

Gönüller şifası Kastamonu’nun.

 

Bakir bir gönüldür tabiat burda

Her taraf bir tablo seyreyle dur da.

Bir şaheser ki yok misli bir yerde

Gülşeni, yaylası Kastamonu’nun.

 

Nereye baksan bir örnek cennetten

Bir kaynak ki akar ta meşiyetten

Bir başka cazibe taşır kudretten

Baharı, Şitası Kastamonu’nun.

 

Kentleri mamurdur, köyleri gülşen

Vadileri feyyaz yamaçları şen

Ayrıylamaz bir ke buraya düşen

Derindir hülyası Kastamonu’nun.

 

Muhtaç değildir bu yer tasvire söze

Canlı bir tarihtir tabii müze

Nazar et her yana göz süze süze

Cazibtir siması Kastamonu’nun.

Suluk, Olukbaşı, Yukarıpazar

Göklere yükselmiş bir anıt, Hisar

Toklu, İncitepe, bahçeler, bağlar

Gökırmak mecrası Kastamonu’nun.

 

Muhkem sıralanmış kaledir dağlar

Dağlar semaları vadiye bağlar

Bin yüz yirmi dokuz muhtarlığı var

On iki kazası Kastamonu’nun.

 

Uzanır bir şerit gibi şosalar

Gönülden silinir burda tasalar

Dağılır kederler, gamlar kussalar

Geniştir sahrası Kastamonu’nun.

 

Her semti her yanı ziyaret yeri

Sanatlar diyarı ticaret yeri

Baştanbaşa türlü ziyaret yeri

Dağ, bel her parçası KFstamonu’nun.

 

Burada yetişir türlü nebatat

Balı yağı boldur yiyene minnet

Kendir, keten, tahıl, pirinç, sebzevat.

Mebzuldur meyvası Kastamonu’nun.

 

Ayvası armudu derde devadır

Hele üryanisi mahz-ı şifadır

İnciri üzümü cana safadır

Meşhurdur elması Kastamonu’nun.

 

Küçük sanatlarda yoktur menendi

Kendi yağı ile kavrulur kendi

Köy ve şehir halkın hepsi efendi

Ednası,alası Kastamonu’nun.

 

Halk bilir cana can katmasını da

Kazanmasını da tutmasını da

Yeri gelince sarf etmesini de

Çoktur ağniyası Kastamonu’nun.

 

Evleri bahçeler içinde zarif

Sokakları şirin manzara latif

Her bakımdan güzel her yönden nazif

Kurulmuş binası Kastamonu’nun.

 

Sözün en doğrusu budur .................

Yedi kapı otuz altı mahalle

Han,hamam,imaret,dükkan bilcümle

Çok eski inşası Kastamonu’nun.

 

Caddeler andırır bir hiyabanı

Stadyumu, Cumhuriyet Meydanı.

Belediye parkı, Kışla Alanı

Zevk dolu fazası Kastamonu’nun.

 

Bir su içen yahut geçen yanından

Nasrullah’ın çifte şadırvanından

Bir daha gelmemek olmaz şanından

Yamandır burası Kastamonu’nun.

 

Kıyafet medeni, vücutlar gürbüz

Asalet timsali buruda her yüz

Karıksız katıksız Türktür düpedüz

Maddesi manası Kastamonu’nun.

 

Dili gibi saftır dini imanı

Bir su kadar berrak fikri vicdanı

Yiğitlerin burasıdır harmanı

Yoktur hiç pervası Kastamonu’nun

 

Gurbet olmaz burada halk cana yakın

Sen yalnız edebi erkanı takın

Düşmanca sözlere aldanma sakın

Var çok mezayası Kastamonu’nun

 

Ceylanlar dolaşır ormanlarında

Pehlivanlar gezer meydanlarında

Kötüler savrulur harmanlarında

Serttir fırtınası Kastamonu’nun.

 

Kastamonu bilir hakkı hürmeti

İçtendir dostluğu rahmi, şefkati

Birdir çiğnendi mi nefis izzeti

Neferi paşası Kastamonu’nun

 

Müslümanlık burda güneş gibidir

Ahlak dokunulmaz ateş gibidir

Halkı meleklerle yoldaş gibidir

Olmaz bivefası Kastamonu’nun.

 

Aynı hakikattır ne kadar övsek

Gelenekleri hoş görgüsü yüksek

Konukseverlikte yok misli gerçek

Üstündür sefası Kastamonu’nun

 

Hele yemekleri: Katmer,etliekmek

Pastırmalı pide, burmalı çörek

Göveç,kebap,mantı,bandırma,börek

Eşsiz baklavası Kastamonu’nun.

 

........

 

Halk asil ve merttir nankörlük etmez

Burada yetişen bir daha yütmez

Dört bir yanı yatır saymakla bitmez

Ulu evliyası Kastamonu’nun.

 

Tarihte almış en şerefli yeri

İrfanın menbaı, ilmin mekarri

Seyyar kütüphane gibi her biri

Boldur uleması Kastamonu’nun.

 

Resim ve mimarı tezhip ve yazı

Bülbül eder söyletiriz her sazı

Burda çıkar her hünerin üstazı

Çoktur fuzalası Kastamonu’nun.

 

Herkes bilir ki bu vilayet halkı

Daima kaldırır çiğnetmez hakkı

Derindir vatan ve hürriyet aşkı

Vatandır leylası Kastamonu’nun.

 

Yiğit olan gezmez semt-i hilafta

Er süngüsü durmaz kında gılafta (kılıfta)

İstiklal harbinde evvelki safta

Müthiştir kavgası Kastamonu’nun.

 

Hakikat kılıncı arşa asılır

Bir kahraman ne hüner, ne kısılır

Bir darbede ejder olsa yasılır

Keskindir palası Kastamonu’nun.

 

Cinnettir saldırmak türkün yurduna

Dokunma turanın eski kurduna

Akıncılar geçti hasmın ardına

Çoktur şühedası Kastamonu’nun.

 

Büyüktür payı o korkunç savaşta

Gelir yiğitlikte daima başta

Maziye bak gör de fikren dolaş da

Tarihtir aynası Kastamonu’nun.

 

Ayrılmaz bütündür Türk memleketi

Kaynaşmış bir kütledir Türk milleti

Unutulmaz inkılaba hizmeti

Koç yiğit dünyası Kastamonu’nun.

 

Canım feda olsun hakkı görene

Er odur ki davasında direne

Hakkıdır kavuşmak bir gün trene

Servetler deryası Kastamonu’nun

 

Toprağın hazine sağ ile solu

Altını sorarsan servetle dolu

Bir gün gelir elbet bulunur yolu

Altın’ı , Elma’sı Kastamonu’nun.

 

Merd olan her zaman gerçeği kollar

Açılacak daha nice daha okullar

Türlü fabrikalar hangarlar yollar

Bey olacak gedası Kastamonu’nun.

 

Gezdim Şam’ı şarkı ben adım adım

Nerde olsam öz yurdumu aradım

Bitmesin haşre dek budur muradım

Her dem itilası Kastamonu’nun.

 

Hey benim vatanım cevher vatanım

Bir taşı cihana değer vatanım

Ben sana bağlıyım dilber vatanım

Oldum müptelası Kastamonu’nun.

 

Payem sensin nam-ü nişanem sende

Ten sende can sende cananım sende

Gönlüm sende aklım izanım sende

Bitmez macerası Kastamonu’nun.

 

O kadar güzelsin ki nazarımda

Seni sayıklarım ihtizarımda

Nem varsa yoğum da benim varım da

Gönül aşinası Kastamonu’nun.

 

Güzel vatan sende daima gözüm

Sen gülersen benim de güler yüzüm

Her seni ister hep seni özüm

Pek derin sevdası Kastamonu’nun.

 

Senden uzaklarda duramıyorum

Gönül yarasını saramıyorum

Cenneti verseler aramıyorum

Olamam cüdası Kastamonu’nun.

 

Bir gün ben de elbet çıksam aradan

Ayrılsam gerektir aktan karadan

Beni cüda etme ulu yaradan

Olurum fedası Kastamonu’nun.

 

Ezelden borçluyum nam-ü şanımı

Bu topraklara ben hatta kanımı

Tanrım burada al benim canımı

Etme binevası Kastamonu’nun.

 

Gurbette ölürsem Huda eğer de

Nakledip yatmazsam doğduğum yerde

Kurtulamaz asla yevmi mahşerde

Elimden yakası Kastamonu’nun.

 

Netice-i kelam niyazım budur

Hak cümleyi etsin lütfiyle mesrur

Dilerim ki olsun mesut ve mamur

Dünyası ukbası Kastamonu’nun.

 

Kastamonu işte vatan değil

Can içre canandır sade can değil

Elde gönül sazı bu Ozan değil

Var nice şeydası Kastamonu’nun.

 

 İhsan OZANOĞLU                                                         

 

                                                                       Yeni Edebiyat