18 07 2011

Bekir KOÇAK - TÜM ŞİİRLERİ

BAHARIMIZ SENSİN (*)

Torunum Salih Ege YÜKSEL'E

seni de karşıladım oğul, seni de
ölmeden önce
bir serinlik bahçemde gülüşün
sabah rüzgarlarına karşı
üşümüş bedenim
değince dudakların sıcacık
kuş kanadınca masum
kuş uçmalarınca ince

seni de karşıladım oğul, seni de
hoş geldin Ege Salih
demek ne kadar güzel
ne kadar kolay
seninle mutlandı yuvamız
seninle çoğaldı
baban Özgür annen İlkay
onların gülümsemelerinde
seni kucaklamak
cemre sıcaklığınca kutsal
bahar tazeliğimce berrak
düşmek kirpiklerine damla damla
gözpınarlarına acıdan uzak
niyetim ve düşümü
oğul hoş geldin
ellerin ellerimde minnacık
yüreğimiz nevruz ateşi
mevsimler değişti bak
baharımız artık sensin
sen Salih Ege bebeğim
ne de güzelsin
ne de güzelsin…

Bekir KOÇAK

03-05/08/ 2006
______________________________________________

(*) Bu şiiri bana yolladığı dergilerinin arasında buldum Bekir Koçak'ın. Bir izlek birliği içerdiği için hoşgörüsüne sığınarak buraya aldım. A.Ş

 

Dilimdeki Sancı

suya bırak beni
ateşe bırak
alnına düşür demirin
çiy damlası kirpiklerin
güzelliğine koy
külü geç güle bırak

yalvaçlar gönderme günahlarıma
işim yok seninle tanrım
aldandım her seferinde
ellerimi aldı ateşin
geceler düştü korkularıma
kırık tabletlerde kaldı terim
ekmeğim elde

oyalandım kayaların resmine
renksiz çizdim dilimdeki sancıyı
yeşerttim ekini
güzellik güldüm
karardım zeytin
ekşidim üzüm
kuşları uçtum zamana
esrik günlerim oldu

ne sevmek
ne şehvet günahtı
upuzun sunaklarda
kırıldı virgülün dalı
noktanın derdi "ah"tı

ne varsa alnımda benim
incinen saçlaramda
sahipsiz canlı cansız
bakmadan çoğa aza
tutsağı oldum aykırı sesin
"yarin yanağından gayri"
her şey herkesin
olsun istedim


Bekir Koçak

Ekin Sanat, Kasım 2008
 

 

GECENİN YIRTILAN SESİ


bizi sizden sorarlar
sorarlar bizi
sorarlar bizi
yaşamın takviminde
yorulan sözcükleri
bozulan çarkı
burcu burcu kokuyu
mahmur gözde uykuyu
güneşi gökyüzünü
sorarlar
sorarlar
sorarlar


başkasının korkusu
korkusu başkasının
korkusu başkasının
hangi kuytularda saklanır
gerek yok hoşça kala
ölüm bizi tanır
yar yüzünde
sevdalarda
aşklarda
ışkın süren dallarda
ölüm bizi tanır


kırım sayılır aç karınlar
aç karınlar
muhtaç karınlar
sarsılan yeryüzü
kaçıncı kırığında fayın
böler uykuları
dağ uyanır salkım saçak
çocuk uyanır
dar gelir köşe bucak
dar gelir
dar gelir
dar gelir


yüz göz olan
kem söz olan
gecenin nakşı


çığlığı tez atlılar
ele güne karşı
arzın merkezi
küf rengi çamur
kaynayan deniz
dili suskun
dili biz
hüznü vurgun ayrılıklar
üşüyen kucak




yırtılan gecenin sesi
gecenin sesi
şaşkın düşer surlara
şavkı yavan bir an
alnın ortası bulut
aranan adam
yüzün senin olsun
keşkeler senin
hoş geldin sularında
ötesinde sezginin
kol kırık sayılsa da
yen içi ayıp
sorunları saklayıp
kolay mı yarınları kurmak


geç vakit
geç vakit
önü kesilen biziz
afişlerde resmimiz
kıyılan vurulan
ülke ülke savrulan
tarihin hükmünde
bitmeyen öfke
zindandan mezara
birileri peşimizde
yürüyor sinsice


yel eser yol incelir
yol incelir
söz usanır nazından
incecik nar dalına
uzanır ağır aksak
yoldaş arar direncine
yaşlısına gencine
umutlar sağılır
sürgün can borcu değil
emek emek
bellek bellek
zora karşı bilenmeli
inmeli alanlara
alanlara inmeli

Bekir Koçak

Gecenin Yırtılan Sesi (Ekin Sanat, Sayı: 36, Şubat 2009)

GÜLKURUSU DOKUNUŞUN

yanıtını almadan sevginin
bakıp geçtik pencereden
alçak gönüllü değildi dostlar
ateş narı örslerde
durmadan değişirken yerimiz
zincirlere vuruldu düşlerimiz

yakalandık çağ ötesi rüzgarlara
duvarlar arasında geçip gitti eylüller
ilmik attı yüreğine mavinin
arkadan vuruldu ışıyan göz
el verin dünkü sular
döl verin içimdeki ezgiye

çiçeğine küsmüş dağım
dünya zorla dönüyor etrafımda
yanan bir temmuzun tutsağıyım
acılarım ayıklanır yürek burgacında
göz hapsinde aynası kırık göl
uçuk bir çocuk mutluluğu
nesini anlayacağız ölü bir kuşun
ateşi kanımda dokunan kilim
eskir geceler iz bırakır kar üstünde
unutulmaz gülkurusu dokunuşun

Bekir KOÇAK

İşsizim Anne

öfkem ne kara zeytin
ne sıcak çorba
işsizim anne
kederle doluyum
boş olan ne var
çizilmiş sınırı yaşamın
içinde ömrüm karamsar
tökezler at misali
umuda bağlamak kolay mı
görünen hali

yat kat saltanat
yarına kalacak mürüvvet
yapaydır olanlar
kalkınan ülke
bireysel ayrıcalık
emek ekmek demokrasi
“açıl susam açıl”
bize karanlık
top sakal yanık puro
içerik biçem poetika
bunlar yoksa şiirinde
ikinci yeni üçüncü eski
ucuz edebiyat

yabanın eli ensede
hak hukuk adalet dense de
bulunur her devirde ibrikçi
köşebaşları işsizlik
nefesi kokan işçi
umarsızlığa tutsak

sevdiğimiz kadınlar
sevgiye aç emre uzak
avuçlarında yıkık kuleler
özü bizde tanrıların
isyanı erken başlattık bilirsiniz
bize spartaküs derler
serez çarşısı var bir de
kanadı yaralı kuğudur alnımızın
dört yandan sarıldığımızda
ırmaklarca duru dingin
çınar köklerince ulu
ateşi solur Bedrettin

tarih sayfaları ışıyan
saçları rengi sabrın
dehşet açıksa bugün
ihanet aramızda kin
lakin sevda şiiri değil bu
sevda soluksuz
kara göz kara kaş mı derdimiz
sokaklar evler bizim için
ardında barikatın
toprak çamur taş
koyun koyuna bizimle
yüzümüze kapandıkça kapılar
işsizim anne

Bekir Koçak
İşsizim Anne, (Ekin Sanat, Sayı: 31, Eylül 2008 )  

0
0
0
Yorum Yaz