Betül TARIMAN/ Dergilerdeki Şiirlerinden Seçmeler 2

2005-12-10 · Kategori: Siir

Çocukluk Parkı 1 

 

Onlar gelirdiler;     cepleri dolu karamela
                            Sığınırlar koltukaltlarına annelerinin
                            Kapı zilleri, telefon sesleri susar
                            Susardı çocukluğun bahçesi
                            Küf tutmuş zaman bahçesi

                            Sözden önce mi olmuştum sonra mı
                            Batık mıydım kalkan mı
                            Kılıcın kını keskindi kından
                            Yenildim ey gece kovuldum aşktan

Onlar gelirdiler;     atları yorgun, dilleri yorgun
                            Paşa çayları, oyun odaları
                            Mümkünmüş gibi başladığına şeylerin
                            Özensiz büyürdüler, sıcak ve odasız
                            Anneler uzaktılar, babalar poyraz

                            Böyle böyle büyüdüm işte
                            Kokusunu duymadığım koyun kalmadı
                            Eskitmediğim bir tek ten
                            Gizlendiğin yerden çık ey sebep
                            Gül yaprağı daha keskindir gülden

Onlar gelirdiler;     yokluk sonu gelmez açlıktı
                            Açıktı kapıları hüzünlerin ve
                            Çocuklar gelirdiler ufak esintiler
                            İyiliklerle ağızları keten helvası
                            Kiralık bisikletler, fondanlar
                            Geride mi kalmıştım, önde mi
                            İçimde hep bir azlık

        Sanki büyümüşüm de bir şeyler solacakmışım

Betül Tarıman / Akatalpa Dergisi Ocak 2002 sayısı

 

Evler ve odalar için iki şarkı

 

I.

Evlerin dağınıklığını toplamış sukunet

Evlerin dağınıklığını toplamış sukunet
İçimde hevese koşan bir çocuk var
Islık dudaklarına yapışmış ay
Yağmur yağsın

Yağmurum kalıbım dar

Çocuk olsam ey gül ağzı
Babamın bağırdığı yere yağsa hayat
Yoruldum söylemekten rengini kuytunun
Söküklere bakılırsa kıştandır
Gülüm gök açılsın

Gülüm gök canıma zar

 

II.

Evlerin karanlığını giyinmiş ihanet

Evlerin karanlığını giyinmiş ihanet
Sır olmuş mektuplara zaman
Çamaşırlar toplanmış ve ötekiler
Şimdi beni iyiliğe boğun
Belki geceme seken aşk
Gecemi açtıkça bilmek istediğim
bayrağım göndere çekilsin

bayrağım hiç eskimedi yar

odamda annemin sessizliği
odamda annem çınar
ayak izlerine güz düşmüş
kar açar sıkıntı ekmekten
evler düzenli

evlerin düzeni sığınmaktan

Betül Tarıman / Kül Dergisi Mart 2002 sayısı

 

 

İsyan

 

çocukmuşum
göl birikmişim ovaya
çiçekler açtırmış annem ipeğe
babam gelmiş de
düşümde yaralı atlar

anne beni uykuna göm
beni incine
aşk yaradır dönülmez
koşturan bir at
tenimde dörtnala
ezberime aldığım ellerin
gözlerin yalnızlığı havlayan
ne yapalım böyle dursun
saksıdaki çiçeğin yeri
gri evraklar çantamda

doğrusu nedir aşk yalansa
teskin ettiğim, edildiğim
odalarca sevişmek
bir V'yi açıp ortasından
dişlenmiş elma rengi
uzanıp gözlerim doğuya
aşkmışım gibi yirmi dört yaşım
kar açtırmış zamana cemal
gördüğüm rüyaysa eğer
gülmüşüm
babam gelmiş de

kalbimdeki mabette yerin evren kadar sevgili

Betül Tarıman / Varlık Dergisi Mart 2002 sayısı

 

 

Kış Odaları/5

 

Kül ve Veda

 

Derinine indiğim kuyu gülümü em
Çerçevenin tam ortasında yorgun bir atlı

onlar hep bir söküğü dikerdiler
Söküp yine dikerdiler
Islaktılar, yaşlarına gömüp başlarını
Derin koridorları yürümekle yorgun
Ağlardılar, kederle birdiler

Eski bir yolu yorardılar
Bekçisiydiler evlerinin beklerdiler
Sabahları ışıksız, geceyle esmer
Havalandırır yine havalandırırdılar

Bana öyle dokun öyle birik ki
Nemlensin bastığım toprak
Bir mabet gibi dikilsin karşıma aşk
Aldığım nefes ol
Aldığım nefes tenime ak
Sayfama bahar gelsin
Sayfama bahar gelmiş
Dutluğa, sulara, çocukluğa

Ben sayfamı hep sevdim

Betül Tarıman / Dize Dergisi Nisan 2002 sayısı

 

 

Denge

 

Kurumuş ot rengidir kadınlar
Keskin gül izi soluk alışlarında

Mevsim yaprağını arıyor annem neden
Oda tozlu
Raflar dağınık
Doğrulmayı bekliyoruz
Doğurmayı neden

Azalıyor istekleriniz
Odamı tutuşturan telaşlar
Şimdi her şey sıfır
Çoğalıyor ölümler

Pijamanın içindeki adam kadar yorgunum
Kilitli bir kapı arıyorum
Odalar güz telaşında
Üzgün bir kedi neden

Biliyorum! Issızlık yatağımı yakacak
Yüzünde ölecek bir adamın çok kadın
Ve bir kez daha
İncelerek
Ve çıplak

Kendimize hassas bir terazi bulalım

Betül Tarıman / Akatalpa Dergisi Nisan 2002 sayısı

 

 

Hüzün Uzmanı

 

II. ıslık

Zaman bizdik ve şarkılardı aslolan
Ağır ağır sallanan bir salıncak gıcırtısı
Çocuksu bir sevinçle hızlanan

-yağmurun sesi bir kuş gibi
yorgunlar mı uyandı-

annem babam gelirdi
can sıkıntısından fal bakan kızlar
kıyameti koparırdı küçük kardeş
kavanoz suyla dolsun
gürültü olmasın şiir yazsın anne
garip şeyler olurdu odaya güz basar
solardı aynadaki görüntüsü erkeğin

-çocukların sesi fırsat gibi
odanın havası mı değişti-

tam da şimdi ferahlandı anılar
sinema hayalleri içimizi saracak
ayva çalmaklar, ip atlamaklar
kaleye mum dikilecek
ara vermişken oyuna

-dikkat evlerin kapısını kapatmayın
şeyler koyun koyun arasına -

zaman bizdik ve evlerdi aslolan
miras kalmış dededen
kuytuda bulurdu kendini çerçeve
aşkın tortusu sardıkça eskiyen gölgeyi
sökükleri hızla dikerken anne

-kuyuda bir damla su yok
lütfen yaklaşmayın
oyalanmadan ütüleyin gömleği-

Betül Tarıman / Kum Dergisi Mayıs 2002 sayısı

 

 

Kapı ve Mesel

 

Baba bu kapı derin
Çilingir kilidi nasıl açsın
Eşikleri gitmeye kurulu
Sözler incinmiş ve aç

Baba bana bu kapıyı aç
Yüzeyi menteşe tutmaz
Konuksuzluğu erken öğrenmiş
Ne geleni var ne gideni
Cebinde sonsuza anahtarlar
Buyurgan ve odalardan taşan

Taşan eski yerinden gecenin
Sonsuz yaz serinliği
Huzursuz ve içime sızan

Anla yetmezliğini güne
Baba bu kapıyı güle yaz
Eline bir bardak su
Bir çift terlik ayağına
Esintili dağ resmi
Ve dargın ve kederli ve sahici
Kapı açılmak değilse nedir

Ne zarf ne mektup ne de efkâr

Betül Tarıman / Eski Dergisi Nisan 2002 sayısı

 

 

Medet

 

-herkesin odası çocukluk kadardır
çocukları toplasak da
odayı oyuna mı çağırsak-

oğul yüzün merhamettir zamana
oğul iyi giyimli akrabalar kadar yeni
kadar sisli, özensiz bahçe
gitmesem dinmeyecek içinin öfkesi
iç çekişlerle örülecek masal

şaşıracak anne, rüzgâr çanları ve mehtap
anne buzlu camda ellekesi
anne dizleri yara yoruluncaya
dökülecek dudaklarından birkaç söz
avunsam, avutsam kim bilir kimleri
bir dize kalır mıyım odama açsa medet

-herkesin odası soruları kadardır
eşyaları kaldırsak da
aşka neden mi olsak-

bocalayan anneden şimdi aşka geldik
işler şimdi tamam olmuşken
güzel bir tadı var dedirten yemekten
sevişmesinden kedinin komşu kediyle
bahçenin duvarı aşmasından

oda da oda değil ki
tüy dökme mevsimi azman kedinin
izne çıkmış da sanki uzanmış salona
ilk fırsatta toparlanacak
değişecek evin havası
rüzgârın esme hızından

-gömlekleri de nereye koymuşum
katlayıp kaldırsam-

kışlıkları bir tarafa demişti annem
giysem yağmurluğumu giysem
taşmışım gibi kapı altından sokağa
çocuk olsam küssem gücenip
söz etsek alfabeden aşktan
istekmiş gibi hayata
gibi ısrar gibi ne varsa

sahi, cılız bir çocuktum fotoğrafta anne

Betül Tarıman / Kavram Karmaşa Dergisi Mayıs-Haziran 2002 sayısı

 

 

Yırtık Defter

 

Baş ağrısıyım kapı önünde eski terlik
Kardeş yitince kan ter içinde yağmur

Fena aşığım kocaman dağ kocaman güller
Öylesine itaat ettim öylesine deli öylesine itiraz

İncecik kadınım saçlarım kızıl çoğalsın
Küçük bir sevince neden uzak pişmanlıktan

Yüzüme anlam yüklenmiş
Yenilgim çocukluktan değil çıkmazdan

Odalardım hazırlıksız sessiz kalabalık
Firkete kırıkları taziyelerdim ertelemeler

Bir şey daha olmalıydı söylenmeyen
Cevapsız sorular önceden sezilebilen

Seyirciydim kendime çokça yer gösterici
Ve dolu ve yağmur ve sokak

Matemdim sen gidince ölü hayal
Öylesine tereddüt öylesine yitik öylesine Pazar

Nasıl anlatabilirdim o anı bir gizdi
Bilgece bir tavrı vardı hikâyesi

Anlamı yitirdim, şarkıyı çoktan
Bazen bir çocuk bakar içimden akşam akşam

Bana artık bir oda bile fazla
Küflü bir gençliğe akıyor aynalar

O eski geçmiş bulamasın diye beni
Tek tek topluyorum yırtık defterleri

Betül Tarıman / Akatalpa Dergisi Temmuz 2002 sayısı

Aile Hayatı

Evin kızı sıyrılmış çocukluktan
Odanın bir ucunda baba kahve içiyor

Solmuş odadaki kokuların hatıraları
Örgü örüyor babadan yakınan anne

Olumsuz cevaplar veriyor uykudan uyanan çocuk
İyi niyetle korunuyor evdeki zaman

Söylenecek şarkı yok aile hayatı ciddiye alınmamış
Sabunla ağartılmış tahtalar

Şimdi her şey tamam olmuştur
çünkü hayat vahşi bir parstır..

Odaların bilgisi sözle çeşitlenmeli
Kız yeniden camdan bakmalıdır

Ya gitmek üzerenin korkusu
Fark etmelidir baba kaçan balığı

Büyümek zorunda kalan çocuğa gelmelidir sıra
Gazete kağıtlarından, tahta oyuncaklara

Sular içilsin ki boğaz kurumasın
Koşmaca oynasın dede oyunda ebe

Belki de bu birinci iş
Susmaktan büyüktür oynamanın önemi

Oynamak istiyorum
Oynamadan bilmenin ne önemi var

Odanın içinde kırışık elbise
Odanın içinde uzak geçmiş

Annem babam uyandığında odam kadarım

Betül Tarıman / Kül Dergisi Temmuz 2002 sayısı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »