Fethi'nin Fethedilmezliği
2008-07-30 · Kategori: Yitirdiklerimiz
Fethi'nin Fethedilmezliği
MÜMTAZ SOYSAL
ADAMLAR vardır, kaya gibidirler; hep kaya gibi kalır, yeryüzünü
süslemeye devam ederler.
Zonguldak, Cide, Trabzon benzeri orta ve küçük ölçekli Karadeniz
kentlerinden birinin, bu kez Giresun'un çıkardığı kaya adamlardan bir
daha öldü deseler de inanmayın, Fethi Naci kolay kolay gitmez.
Güleryüzlü inatçılardandır Fethi.
Niçin öyle olur o kıyıların insanları? Fındık ve çay bahçelerinin ya
da yeraltı ocaklarının alınteriyle sert fırtınaların dalga köpükleri
midir o karakterleri yoğuran? Yoksa dağ silsileleriyle kıyı arasına
sıkışmış yoğun nüfusun bir türlü dengelenmeyen sosyal yapısı mı? O
ortamda büyümüş bir İsmail Naci bir de İstanbul'a gelip iktisat
okuyunca Marksist Fethi Naci olmadan kalabilir miydi?
Yarın, o hiç fethedilmemiş kalenin üzerine küreklerle toprak mı
atılacak?
Hiçbir şey, Fethi Naci'yi fethedip isyan bayrağını indirtemedi.
Ne genç yaştaki suçlanmalarla tutukluluklar, ne de bitmez tükenmez
davalar... Hep ayakta kalan bir yaşam sevinci, hep dik tutulan bir baş
ve açık alın.
Edebiyat dünyasının dalgalanmaları, nesnel eleştirilerin ister istemez
yarattığı kırgınlar da Fethi Naci'yi sevilmez kılmayı beceremedi.
Öylesine berrak görüp öylesine doğru yazıyordu ki, kızanlar da onu
övmeden duramazdı.
Bu ülkenin kahredici siyasal kasırgaları ortasında bile üst üste
yığılan sorunlar altında fethedilmeden, yenilmeden kaldı Fethi Naci.
Tam tersine, sorunlar onun kafasında mutlaka sorulması, doğru
yanıtlanıp sağlam çözümlere bağlanması gereken "sorular"a dönüşmüştü.
Böyle olduğu içindir ki, Türk yayın dünyasının en kalıcı, en yararlı
ve en etkili bilimsel yayın dizisini halkçılığın kitaplıklarına sokan
da o oldu. "Yüz Soruda..."lar onun sarsılmaz azminin ve dürüst
yayıncılığının anıtı olarak kalacak.
Hastalığının son aşamasını birlikte yaşayanlar, "Artık tanınmaz, başka
bir kişi olmuştu âdeta" diyorlarsa da inanmak kolay değil.
Başka bir insan olup da inandıklarının tersine inanmaya, yaptıklarının
aksini yapmaya mı başlamıştı yani? Söyleyin bakalım, döndü mü,
liboşlaştı mı, satılıp hainleşti mi?
Galiba bir Fransız yazarıydı "Tek kişi eksilir, her yer
ıssızlaşmıştır" diyen. Gitseydi, Fethi Naci gidince de öyle olacaktı
herhalde. Ama, o kadar çok iz bırakıyor ki arkasında, ıssızlaşmak
şöyle dursun, yeryüzü daha da zenginleşmiştir geride bıraktıklarıyla.
Yazdıklarını ve yaşadıklarını bir yana koyun, bir ara Cumhuriyet
Kitap'ta yayımlanan edebî hikâyeleri seçmekte zevk inceliğini
göstermiş bir insanın bıraktığı o nitelikli seçki bile yıllar yılı
yaşatacaktır onun unutulmazlığını.
Temmuz 25, 2008 - MÜMTAZ SOYSAL
mumtazsoysal@gmail.com

