|
İsmini Atatürk'ün koyduğu Cumhuriyet gazetesi, 83 yıldır laik ve demokratik çizgisinden ödün vermedi
Baskı ve tehditler yıldırmadı
Haber Merkezi - Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'yle yaşıt Cumhuriyet gazetesi bugün yayın hayatına başlayışının 83. yılını geride bırakıyor. Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nde ''Yeni Gün'' gazetesiyle Anadolu'ya destek veren gazetemiz kurucusu Yunus Nadi , Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk 'ün adını verdiği gazetemiz ''Cumhuriyet'' le ''aydınlanma'' savaşımı verdi. Gazetemiz, ilk sayısını çıkardığı ''7 Mayıs 1924'' ten günümüze değin geçen 83 yılda laik ve demokratik çizgisinden ödün vermeden yayın hayatını sürdürdü. Cumhuriyet gazetesinin ''gericiliğe'' savaş açan, fikirlerinden ödün vermeyen yazarları, köktendinci örgütlerin hedefi oldu; Uğur Mumcu, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı, Cavit Orhan Tütengil, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok şeriatçı örgütlerin saldırıları sonucu katledildi. Ancak Cumhuriyet gazetesi ilk günden bugüne değin hiç değişmeyen ''Gazetemiz ne hükümet gazetesi ne de parti gazetesidir. Cumhuriyet yalnızca Cumhuriyetin, bilimsel ve yaygın ifadesiyle demokrasinin savunucusudur. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını yıkan ve yıkmaya çalışan her kuvvetle mücadele edecektir'' yayın ilkesi doğrultusunda okurlarının bugün de verdiği büyük destekle yoluna devam ediyor...
MİLLİ MÜCADELE VE YENİ GÜN
Yukarıda bir bölümünü alıntıladığımız yayın ilkesini Cumhuriyet'in yayımlandığı ilk gün gazetenin sütunlarından ilan eden Yunus Nadi, Bağımsızlık Savaşı'nın en zorlu dönemlerinde Anadolu'ya geçerek Gazi Mustafa Kemal'in yanında yer alacaktı. Ölüm-kalım savaşı veren Anadolu halkı açtı, çıplaktı!..
Anadolu hem ateşi ve hem de ihaneti görmekteydi. Mazlum milletler de gözlerini, kulaklarını Anadolu'ya çevirmiş, iyi haber beklemekteydi. Gazeteciliğe 1900'de 'Malumat' gazetesinde başlayan; 1901 yılında 2. Abdülhamit 'e karşı ''gizli bir derneğe girmekle'' suçlanarak Midilli Kalesi'nde üç yıl hapse ve sürgün cezasına mahkûm edilen; 1908'de 2. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a gelen; İkdam ve Tasvir-i Efkâr gazetelerinde yeniden yazmaya başlayan; daha sonra İttihat ve Terakki Fırkası'nın yayımladığı ''Rumeli'' gazetesinde başyazar olan Yunus Nadi, işte bu ortamda İstanbul'da 1918 yılında Yeni Gün gazetesini çıkarmaya başladı.
Ulusal direniş hareketini destekleyen Yeni Gün gazetesi, baskı ve zor koşullar altında çıkarılıyordu. Nadi, 2 Nisan 1920'de gizlice İstanbul'dan ayrılarak Ankara'ya geçti. Matbaa da gizlice Ankara'ya taşındı. Kurtuluş Savaşı'nı desteklemek, Mustafa Kemal'in yanında yer almak için Anadolu'ya geçen Nadi, 23 Nisan 1920'de Meclis'e milletvekili olarak girdi. İzmir Milletvekili olarak Ankara'da bulunan Nadi, Sakarya Savaşı öncesinde önlem olarak gazeteyi Kayseri'ye taşıdı. Ancak Yunus Nadi Ankara'da kaldı. Gazetenin Yazıişleri Müdürü Kemal Salih 'e (Sel) verdiği 18 sayfalık talimatnamede de, Yeni Gün'ün siyasal çizgisini kesin ve keskin bir çerçeve içine aldı. Yeni Gün, Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nı destekleyecekti ama eleştiriden de kaçınmayacaktı...
İSMİNİ BÜYÜK ÖNDER KOYDU
Ulusal Mücadele tüm dünyaya örnek olacak Kurtuluş Savaşı'yla kazanılmıştı. Ancak Büyük Önder'e göre ''asıl mücadele'' yeni başlamaktaydı. Yunus Nadi, 1923'ten sonraki büyük mücadelede de Büyük Önder'in yanında yer alacaktır. Cumhuriyet; laiklikten; aydınlanmadan; bağımsızlıktan yana taraf olan Yunus Nadi'nin yeni rejimi halka anlatması, geniş kitleleri Cumhuriyetin aydınlık yüzüyle buluşturması gerekiyordu. Nadi, işgalcilerin çekildiği İstanbul'da yeni bir gazete çıkarmayı planlamaktaydı. Mekân seçilmişti...
Nadi'ye en büyük desteği Gazi Mustafa Kemal verecekti. İttihat ve Terakki'nin Merkezi Umumisi, İstanbul işgal altındayken İngiliz İşgal Komutanlığı'nın yerleştiği ''Pembe Konak'' , Gazi Paşa'nın isteğiyle, Nadi'nin çıkaracağı yeni gazeteye tahsis edildi. Gazetenin adını da yine Kemal Paşa koyacaktı: ''Cumhuriyet...''
Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyetin ilanından yedi ay sonra yayın hayatına başladı. ''Bir gün İstanbul'a yeniden ve zaferle döneceğine'' inanan Yunus Nadi, 83 yıl önce ''7 Mayıs 1924'' te, gazetesinin ilk sayısında bu sevincini okurlarıyla paylaştı. Bunu paylaşırken de, gazetenin vazgeçilmez varlık nedenini ve yayın politikasını ortaya koydu:
''Cumhuriyet'in siyasi programı isminden belli olduğu gibi, onu yayımlayanların siyasi hayatları da bellidir. Cumhuriyet, Türkiye'de büyük kavgalarla elde edilmiş tarihi bir sonuçtur. Biz elde edilen bu amaç uğrunda fiilen çalışmış insanlarız. Memlekette bu muzaffer ve galip fikrin çok kuvvetli tarafları vardır. Cumhuriyet memlekete mal olmuş bir fikirdir. Biz onun temsilcisi ve koruyucusuyuz. Bu temel düşünce göz önünde tutulduktan sonra kesin olarak söyleriz ki gazetemiz ne hükümet gazetesi ne de parti gazetesidir. Cumhuriyet sadece Cumhuriyetin, bilimsel ve yaygın ifadesiyle demokrasinin savunucusudur. Cumhuriyet ve demokrasi fikir ve esaslarını yıkan ve yıkmaya çalışan her kuvvetle mücadele edecektir. Memlekette her anlamı ile gerçek bir demokrasi kurulması için gazetemiz bütün varlığı ile çalışacaktır. Memlekette halkın halk tarafından halk için idaresi bizim idealimizdir. Ve biz yalnız bu idealin esiriyiz. Başka bir kuvvetin değil.''
3 Kasım 1928'te harf devrimiyle cesur bir adım daha atıldı. 1 Aralık 1928'den itibaren gazetelerin sadece Latin harfleri ile çıkmasına karar verildi. |