Kitle Coğrafyasında Kültür ve Edebiyat/ H. İhsan SÖNMEZ

2005-12-16 · Kategori: Inceleme

                          KİTLE COĞRAFYASINDA KÜLTÜR VE EDEBİYAT

                                                 

Kendi tarihini yarattığı üretimle biçimlendirir insan(…) Bu biçim, sosyal bir yapı içinde var olarak, toplum dediğimiz örgütlenmiş diğer bir  biçime girer ve sürekli devinimle kültüre dönüşür. İnsanın maddi yaşamı, bu ilişkiler ağı içinde bilinci oluşturarak bu biçim içinde tinsel, sanatsal, ideolojik vb. düşüncesini üretir. Bir bütün olarak bu üretimden oluşan ve adına ‘ kültür’ dediğimiz, basit anlamıyla yaşam ve üretim biçimi, bireyin eseridir. Zaman içinde değişim içermesi onun vazgeçilmez özelliğidir. İnanç biçimleri, toplumun kendine bakışı, dili, edebiyatı, karşı tarafa bakışı, görünüşü, hazzı, hissedişi vb. kişinin bu kültür ve değişim içindeki sosyal kişiliğini oluşturur. Pratikte ne kadar çeşitlilik varsa oluşan kişiliklerde de o kadar farklılaşma var demektir.

 

İnsanın yer kürede, var oluşundan on dokuzuncu asra kadar  oluşan kültür, birçok üretim biçimi içinde bu tarihten sonra kapitalizmi de yaratmış ( Burada kapitalizmin neden ve niçinleri üzerinde durulmayacaktır) kapitalizm de; eşi ve benzeri olmayan, aynı zamanda egemen olan kitle kültürünü dayatmıştır. Bu konuda görüş sahiplerinin bir kısmı kitle kültürünün doğal bir dönüşüm olduğunu söylemekte ise de bu görüşe katılmayarak bunun bir dayatma olduğunda ısrar edenler çoğunluktadır.

 

Kitle kültürü; öncelikli olarak, guruplaşmış sermaye ve endüstri, durmadan artan mal ve hizmet üretimi ve ilk defa işçi sınıfının yönlendirildiği, onların tüketimi için üretilen bir kültür olarak ortaya çıkmıştır. Bu kültürel üretim, kitle üretimi yapan kapitalist pazara uygun yaşam biçiminde, pazar güçlerinin kendilerini sürdürme ve yayılma sürecini de birlikte getirmiştir. Diğer adıyla  ulusal ve uluslar arası sömürü  adı verilen bu egemen pazar yapısı içinde, yaşam biçimlendirilirken, kişiler, etnik ve sosyal farklı gruplar, cemaatler, sanatçılar, sivil toplum örgütleri ve toplumu oluşturan sosyal küçük unsurlar, üretilen zenginliklerin paylaşımında, sadece çalışan ve tüketen olarak; kitle kültürü içinde tutularak, kitle; özel mülkiyet ( sömürü ) kültürünün ayakları altına serilmiştir. Kısaca söylemek gerekirse kitle kültürü, seri üretimin en önemli sonuçlarından birisidir.

 

O halde, sıkça sözü edilen popüler kültür nedir ve kitle kültürü ile hangi etkileşim içindedir?

 

Buna verilecek en kısa yanıt şudur. Kitle kültürü, içinde üretilen mal ve hizmetlerin üretenlerce topluma mal edilmesi sürecidir. Popülerin anlamı,  halka ait olan demektir ancak kavramından ve içeriğinden çarptırılarak kişiler tarafından sevilen, beğenilen ve seçilen olarak sunulmaktadır. Popüler dergi,  popüler müzik, popüler TV programı, popüler içecek, popüler sanatçı, popüler yazar, en çok satılan kitap, popüler roman, en çok okunan şiir, popüler şair söyleminin nedeni budur. Popüler kültür gerçekte halkın kültürü olması gerekirken, en kötü çağrışım sunularak- en beğenilen- anlamında kültür tanımı ortaya konulmuştur.

 

Popüler kültür; asıl anlamıyla modern yaşamdaki halkın kültürüdür. Ancak ikincil anlamıyla halkın kültürü değildir. Kavramından uzaklaşmış bu kültür yani popüler olan, birey ve toplumu o derece aptallaştırmıştır ki; popüler düşüncesi ve davranış biçimleriyle kişiyi düşünemez, üretemez, yaşam şeklini belirleyemez hale getirmiştir. Burada kişinin ya da toplumun farkına varamadığı şey; kişinin, kendisini özgür tercihler yaptığına yine kendisini inandırmış olmasıdır. Popüler kültür maddecidir, tüketim ihtiyacını modalaştırır ve sunucudur. Sahtekâr ve dolandırıcıdır. Size, onun olduğunuz müddetçe tanrı gibi tapar, siz "siz" olduğunuz zaman aforozunuz kaçınılmazdır.

 

Popüler kültürün tanımsız tanrısı, çok uluslu şirketlerdir. Popüler ötesi olan post modern bu tanımsızlık; bilim, sanat, müzik, siyasal vb. yollarla toplumun / kişinin ruhuna ve kanına geçer. bedensel çöküntü yaratır. Egemen güçlere karşı gelen her türlü çıkış, direniş, haksızlıkla mücadele yani popüler kültüre muhalefet,  kitle iletişim araçları yönlendirmesiyle kitle kültürü içinde yok edilir. Radyo, kitap, dergi, müzik, televizyon, sinema, tiyatro öncül, özellikle internet en yeni pazarlama aracıdır. Örneğin popüler kitapların bilgiyle bağı; bilgiden yoksunluğu, yaratma ve bilgisizliğini teşvik, bilgiçlik taslayan cahili ve cehaleti ve soysuzluğu yaratmak olarak görülür. Radyolar yabancı içerikli yayınlarıyla bu kültürü pazarlar. Televizyon ve içerdiği programlar kimliksiz popüler yöntemler sunar. Okunan dergiler yabancı çıkışlı ve mizah eksenli, popüler ve kıt düşünceli dergilerdir. Gazeteler keza öyledir. Düşünmeme / yaratmamayı önerme işlevi vardır. Şarkı sözleri anlamsız, müzik karmaşık ritimlidir. Hatta direnç müziği bile rak tarzıyla popülerleşir. Tiyatro oyunları dizileştirilerek popüler hale getirilir, sinema en sanatsal olana değil en popüler filmlere ve yönetmenlere yönelir. İnternet, popülerin her yerde ve özellikle evlerde pazarlanmasını sağlar. Herkes tarafından biçimlendirilerek kişilere üretmeyen bir hiç olabilme şansı tanınırken, sahte gerçekler bu yolla kutsallaştırılır. Koku ve moda, et ve vajinal büyünün erotik bile diyemeyeceğimiz pornografik görselliğinden ibarettir. Siyasete ise koyunsu gütmeler ve popüler olan demagojiler hakimdir. Dilde ise durum daha tehlikelidir. Türk Dili popüler uçurumun tam anlamıyla kenarındadır. Bir itimlik işi kalmıştır.

 

Bu süreç sonunda; Türk Edebiyatındaki - popülerleşme için neler söylenebilir - diye düşündüğümüzde ortaya şu tablo çıkmaktadır. İsterseniz romandan başlayalım.

 

Popüler roman furyası vardır. Akşamdan yatan sabaha bir romanla kalkmaktadır. Sevgilisine kızan mı ararsın, boşanınca intikam mı dersin? Kültür yaşamımıza ekstazi etkisi yapıp, canlılığı ansaldır. Edebiyat ve sanat birikimi içerisinde bu tür romanların kalıcılığa dönüşüp dönüşmemesi ve edebiyatımıza zenginlik katıp katmayacağı şüphesi, ciddi tartışma yaratmıştır. Çünkü romana el atan popüler çevreler ( ki bunlara yayınevleri de dahildir) bu olayı kayıtsız şartsız nemalanması gereken maddi bir üretim olarak görmektedirler. Popüler güçlerin desteklediği popüler romanlarda, günlük yaşamın ihtiyaç ve  sorunları ile yerel ve günlük düşünceler yer alır. Popüler kültürün yok etmeye çalıştığı estetik romanlarda ise insanın temel sorunları, trajedisi, felsefesi ve hayata bakış tarzı yorumlanır ve evrensel olan  tartışılır. Popüler romanlarda okuyucu kandırılır ve onun isteklerine göre roman yazılırken, estetik romanlarda ayrıntılı bir içerik hakimdir. Popüler roman, okuyucunun okuma zevkini tatmine yönelirken, estetik roman okuyucusunun metni yeniden üretmesini ve anlamlandırmasını amaç edinir. Popüler kültür yine yapacağını yapar ve roman yazarının yaratıcılığından önce, onun popüler yönünü ve yazarının günlük planlı sansasyonel söylemlerini ön plana çıkararak, eseri en çok satan top on listelerine kaydettirir. Örneklerine gelince; önceleri aşk köpekliktir sonraları ‘ köpeklerin aşkı’ olabilme ihtimali de vardır. Bu ihtimal de her zaman seçilir. Bankaların, şirketlerin yayınevi kurup yayın hayatına başlamaları, popüler kavram içinde kitle edebiyatı olarak açıklanabilir ve bu durum sanat için geçerli değildir ve kalıcı olamayacaktır.

 

Öykülere gelince, popüler furya romanın en az beş katıdır. Aşağı yukarı aynı şeyler yaşanmakta, öyküler daha anlaşılır anlamıyla televizyon dizilerine çerez olmaktadır. Sapla saman popüler bir havuzda su yüzüne vurmuştur. Özellikle çükündür kılıklı çocukların, kadınların degajından başlayıp, göbek dansı sekmelerle, bacak arası dijital bölgelere popüler sarkıntılıkları, ayrı bir içerik. Romandan farkı yoktur. Kıyamet koparacak bir sözle bu bölümü bitirecektim ama kadınlarımızın onuru adına bundan vazgeçmek zorundayım.

 

Popüler furyanın en yoğun ve cıvık olduğu alansa şiirdir. Ülkede söylenenin tam aksine şair kıtlığı vardır. Saygı ve minnettarlık duyulması gereken Kurtuluş Savaşı Gazilerini, sokakların pejmürde garibanı haline getiren müflis popülizm, düşünce adamı gerçek şairleri de edebiyat törenlerinin, yazın ve düşün yaşamının meczubu haline getirmekten kendini alamamıştır. İddialı bir tümce olacak ama popüler kültür;  usuna zarar vererek,  şiiri yerden kalkmayacak şekilde nakavt etmiştir. Hafızasını yitirmiş bir şiirdir bahsettiğim. Siz tribünlerdeki bahisçilere ve seyircilere bakmayın, onların işi gücü kavgayı seyretmek. Şiirin antrenörleri havlu atmak için geç kalmıştır. Ayağa kalkamayan travmalı şiiri, hangi menşeili cerrah kurtaracak bilmiyoruz. Türk şiiri; kitle post modernitesi, batının maddeci tavrı ve üretimsizliği ile doğunun mistik seddi arasında, anlam olarak insan ve insansızlık, diyalektikle metafizik, imgeyle imgesizlik, matematikle tarih hatta geometri arasına sıkıştırılmıştır. Popüler kültür; ( kitle) hazurun durumuyla şiirin sadece şov yönüyle ilgilenmekte, şair olduğunu iddia eden (…) akla ziyan şahsiyetleri poetikanın podyumlarında kılıktan kılığa, popüler sanat dergilerinde sayfadan sayfaya, w-comistleri ve sanalistleri ise internetin şiir varoşlarında bir sokaktan diğerine sokmaktadır. İyi yazar ve şairler yok mudur? Elbette vardır ama onlar popüler  ve kitleci değildirler.

 

Bir de denemeler, mektuplar ve günlükler vardır ki üzerine söz bile etmeyeceğim. Yalnız bir konu var ki değinmeden de geçmeyeceğim. Popüler çevrelerin bayan Semra’ya  oğlunun ölümünden sonra kitap yazdırmasını sadece abesle iştigal bulmuyor, hiçlerin ve ölülerin sırtından nemalanan bu aksiyonu nefretle kınıyorum. 

 

 

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Hiçbir şey değişmez değildir. Yaratım olumsuzluğuna karşın olumsuzluklar karşısında tükenmişlik göstermek; özellikle okuyan ve düşünen insana yakışmaz. Düşünen ve iyi niyetli insan, olumsuzlukları toplum yararına olumluya çevirmekle yükümlüdür. Amacı, arzuladığı dünyayı kurmak olan ve bunun için iletisini okuyucusuna sunan sanatçının toplumsal ben’idir.  Düşüncesinin, yazgısının ve varlığının teminatı yine kendisidir. İçinde yer aldığı toplumdur. İnsanî ve doğal yaşam kaynaklarının, bütün hızıyla tükeniyor olmasının endişesiyle, kendi bünyesinde, servetten dehşete dönüşen popüler kültürde varlığını sonsuza kadar koruyamayacaktır. Çünkü insan, kendi tarihi içinde yine kendisinin hem dostu, hem de en azılı düşmanıdır.

 

Ve *dünya uçsuz bucaksız  bir akla aykırıdan başka bir şey değildir.

 

 

Dipnotlar

 

  1. İrfan Erdoğan, Ünal Oskay, M.Orhan Okay (  2004 )  Aylık Eğitim Dergisi Yıl 2004 Kasım 5 sayı 57 M.E.B.Yayınları, Ankara
  2. Hançerlioğlu, Orhan ( 1999 ) Felsefe Sözlüğü,  Remzi Kitabevi, İstanbul
  3. Akay, Hasan ( 2003 ) Şiiri Yeniden Okumak, Kitabevi Yayınları, İstanbul
  4. Çolak, Veysel ( 2005 ) Yazı Üzerine Yazı, II. Karşıyaka şiir kurultayı, İzmir
  5. Çolak,Veysel ( 2005 ) Şiirin Kıyı Dili, Homeros İnceleme ödülü 2005, İzmir
  6. *Camus, Albert ( 1962) Çev.Tahsin Yücel Sısyphe Efsanesi, Ataç Kitabevi, İstanbul

 

İnceleme: H. İhsan Sönmez

 

İhsan_sonmez9@hotmail.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »